Sosyal Devlet politikası güden ülkemizde Genel Sağlık Sigortası kapsamında ulusal bir sigorta sistemi benimsenmiştir. Bu sistem sayesinde Sosyal Sigortalar Kurumu (SGK) kaydı olan herkes sağlık hizmetlerinden ücretsiz faydalanabilmektedir.
Ancak zamanla bu sistem, bazı vatandaşlarımız tarafından suistimal edilmeye başlanmıştır. Basit şikâyetlerle ya da yalnızca vakit geçirmek amacıyla sağlık kuruluşlarına başvurular artmış, bu durum sağlık sistemimizi amacından uzaklaştırarak olağan dışı bir yoğunluk yaratmıştır. Her ne kadar sistem sosyal açıdan ücretsiz ve kapsayıcı bir yapı sunsa da bu uygulama hem devlet bütçesi üzerinde ciddi bir ekonomik yük oluşturmakta hem de sağlık çalışanlarımız için sürdürülemez bir iş yüküne dönüşmektedir. En önemlisi ise, gerçekten acil müdahale gerektiren hastalar için hayati riskleri beraberinde getirmektedir. Ekonomi literatüründen bir örnekle ifade etmek gerekirse, bu durum “âtıl kapasite” kavramıyla örtüşmekte; sistemdeki kaynakların etkin olmayan biçimde kullanılmasına neden olmaktadır.
Ülkemizde hastane acilleri 2012 yılı öncesi tek sınıf olarak kabul edilirken 2012 de yapılan düzenleme ile hastalar acile ilk geldiklerinde sınıflandırılarak Yeşil-Sarı-Kırmızı olarak ayrılır.
Kırmızı Alan: Öncelikli Acil (Ağır Hastalık ve yaralanma) – Hayatı tehdit eden ve hemen bakım gereken hastalar.
Sarı Alan: Geciktirilebilir – Kalıcı bir hasarı önlemek için hekim bakımı gereken fakat bir süre bekleyebilecek hasta grubu.
Yeşil Alan: Hafif Hastalık ve Yaralanma-: Hekim bakımı gerekli olsa da uzun bir süre bekleyebilir.
sayısının artmasıdır. Ülkemizde 2023 yılında acillere 150 milyon insanımız tarafından başvuru yapılırken bu sayı 53 Milyon Nüfusu olan İngiltere’de yılda 23-25 Milyon civarıdır.
Ülkemizin sağlık sistemini kaliteli hale getirmek isterken insanlarımızı hastalık hastası mı yaptık bilinmez ancak “Acil Servis” terimini ve anlamını insanlarımıza öğretmek bunun için kamu kurumlarının çalışmalar yapması çok zor olmamalı diye düşünmekten kendimi alamıyorum.
Sağlık Hizmetlerinin aslında türleri vardır. 4 gruptan oluşur. Kurumlar ve işleyişler buna göre düzenlenmiştir.
Bunlar:
- Koruyucu Sağlık Hizmetleri: Hastalıkların önlenmesi ve sağlığın korunması amacıyla sunulan hizmetlerdir. Muayene, Aşılama, sağlık taramaları ve halk sağlığı eğitimi gibi önleyici hizmetler veren Aile Sağlığı Merkezleri, Toplum Sağlığı Merkezleridir.
- Tedavi Edici Sağlık Hizmetleri: Hastalık ve rahatsızlıkların tanı ve tedavisini kapsar. Hastaneler ve poliklinikler gibi kurumlarda verilen hizmetlerdir.
- Rehabilite Edici Sağlık Hizmetleri: Bireylerin hastalık veya kazalar sonrası eski sağlık durumuna dönmelerini amaçlayan hizmetlerdir. Fizyoterapi, psikolojik destek ve mesleki rehabilitasyon gibi uygulamalar bu gruba dahildir.
- Destekleyici Sağlık Hizmetleri: Kronik hastalar veya özel bakım gerektiren bireyler için sunulan uzun süreli bakım hizmetleridir. Evde sağlık hizmetleri ve bakım evleri bu türün örneklerindendir.
Sağlık hizmet sunucuları adı verdiğimiz sağlık kurumlarımızın da aslında bir amacı ve basamağı vardır.

YAZI: Furkan Fındık & HEP-SEN Trakya Bölge Şube Başkanı
